Ercan KILIÇLI
Çalışan Gazetecilerin Günü Kutlu Olsun  10.01.2021   (259) Okunma
Çalışan gazeteciler günü çok anlamlı bir cümle, çünkü günümüzde bir gazetecinin geçinebilmesi evine ekmek götürebilmesi için başka bir işte daha çalışması gerekiyor. Özellikle yerel medyada gazetecilik yaparak ev geçindirmek neredeyse imkansızdır. Muhakkak başka bir gelirinin daha olmalı.

Gazete patronu olmak için ise ya 1000 dönüm tarlanız ya da başka fabrikalarınız iş yerleriniz olmalı.

Oysa kanun; gazetecilik yapan başka bir iş yapamaz diyor. 

Peki nasıl olacak bu iş, Yerelde gazetecilik yapan bir çok arkadaşım 2. bir işi daha var. Çünkü bu meslek ile ev geçindirmek imkansızdır.

Aslında sorun kaynağı ve çözümü belli.
Ülkemizde bir çok meslek koruma altındadır, bir çok mesleğe "bende bu işi yapmak istiyorum" demekle o işi yapamazsınız, mesela doktorluk, avukatlık mühendislik yapabilmeniz için Üniversitenin ilgili bölümünü bitirip diplomasını almanız gerekir, sadece diplomayı almanızda yetmez meslekte yeterlilik göstermeniz lazımdır.

Üniversite bitirmenize gerek olmayan bazı meslekleri de yapmanız kolay değildir. mesela taksicilik minibüsçülük gibi, bu işleri yapmak için servet harcamanız gerekir, örneğin her isteyen otomobilini sarıya boyayıp yolcu taşıyamaz.

mesela her isteyen gidip halden 10 kasa domates alıp pazarda satamaz. Pazarcılar odasına kayıtlı olmanız ilgili Belediyeden izinleri almanız gerekir.

Peki ya gazetecilik, okul istemez, diploma istemez, eğitim istemez, tak boynuna fotoğraf makinesini (artık ona da gerek kalmadı iyi bir cep telefonun varsa yeterli) oldun gazeteci.
 
Ülkemizde Ben Gazeteciyim diyen herkes Gazetecidir.

Hiç kimse sana; kimsin, hangi eğitimi aldın, hangi okulu bitirdin, nerede çalışıyorsun diye sormaz, hele bir de iktidarı öven yazılar yazıyorsan baş tacısındır.

Mesela her ehliyeti olan taksicilik, kamyon şoförlüğü, otobüs şoförlüğü yapamaz, psikoteknik kurslara gitmen, çeşitli belgeleri alman gerekir, ama gazeteci olman için fotokopi makinesinden çıkma basın kartını cebine koyman yeterlidir.

Aslında Devletin gazeteciler için düzenlediği Sarı Basın Kartı vardır, bunu bir yönetmeliği, bu kartı almanın şartları, bekleme süreleri vardır.
Ancak; başta kanunu koyanlar olmak üzere hiç kimse bunu sormaz aramaz.

Aslında gazeteciliğin doğru dürüst bir tarifi de yoktur, Kanun der ki "bu işten gelir sağlayana gazeteci denir"

Hani klasik bir algı vardır; "o haberi yapmak için kaç lira aldın" oysa kanunu yazanlar, bunu en başına koymuştur. 

´´Fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.´´ (Basın Kanunu madde;1) yani gazeteci olmak için ücret alman gerekir.

Gazetecilerin onlarca türü olduğu gibi, Mesleğin birden çokta kanunu vardır.

Basılı yayınlarda (gazetelerde) çalışan gazeteciler başka bir kanunla, radyo televizyonlarda çalışan gazeteciler başka bir kanunla, İnternet medyasında çalışan gazeteciler başka bir kanunla düzenlenmiştir.

Sonuç; insanların fikirlerini ve toplumu yönlendirme etkisi olan bir mesleğin, Gazeteciliğin ülkemizde doğru dürüst bir tanımı, disiplini, düzeni yoktur.

Evini geçindirmek için 2. bir iş yapmak zorunda kalan ´´Çalışan Gazetecilerin Günü´´ Kutlu olsun.