Leman CAN
YIL 1919  20.05.2022   (105) Okunma


Yıl 1919, aylardan SAMSUN, günlerden güneş… 
Tam 23 subay ve 25 erbaş erden oluşan 48 koca yürektiler. Küçücük bir vapura nasıl sığdıklarını tarih bile çözemedi. Yüreklerin büyümesi yeni değildi tabi ki. 
Tarihimizde imzaladığımız en ağır antlaşma olan Mondros Ateşkes Antlaşmasıydı direnişin fitilini ateşleyen. 
Antlaşmaya karşı direnen Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Kemal, kendine bağlı birliklere işgallere silahla karşı konulmasını emretmiş ve Adana’dan İstanbul Hükumetini telgraf yağmuruna tutmuştu. 
8 gün boyunca yaşanan sinir harbi Yıldırım Orduları Grubunun dağıtılarak Mustafa Kemal’in hükumet tarafından İstanbul’a çağrılmasıyla sonlanır. Konu nefsi müdafaydı aslında. 
1917 de ABD başkanı Wilson’un isteği üzerine yayınlanan itilaf devletleri bildirisinde: “Uygar dünya bilmelidir ki, müttefiklerin temel amacı her şeyden önce, Türklerin kanlı despotluğuna düşmüş olan halkların kurtulması ve Avrupa uygarlığına kesinlikle yabancı olan Türklerin Avrupa dışına atılmasını içerir” hezeyanına karşı duruştu. İstanbul hükumeti açıkça ifade edilen bu amacı anlamak istemiyordu. Hükumet ve İngilizler Yıldırım Ordularını dağıtıp Mustafa Kemal’i İstanbul’a çağırarak direniş sorununu çözdüklerini düşünmüşlerdi. 
Oysa ki kurtuluş savaşına giden direniş daha yeni başlıyordu. 13 Kasım 1918 de 55 parçadan oluşan düşman filosu zafer bayrakları açarak İstanbul limanına girerken biri daha İstanbul’a ayak basmıştı. Ve ağzından şu sözcükler döküldü : 
“ Geldikleri gibi giderler” 
Bu tarihten 16 Mayıs 1919 a kadar İstanbul’da padişah ve hükumetle görüşerek direnişe geçme yolları arayan Mustafa Kemal ve arkadaşları umduklarını bulamadılar. 
İngiliz severlerle kendi çıkarlarını korumaya çalışan hainlerin direnişe katılması beklenemezdi tabi ki. 
Ya vatansever olduklarını iddia edenler neredeydi? Görünen o ki memleketi 48 kişi kurtaracaktı. 
16 Mayıs 1919 da Samsun’a gitmek için vapura bindiler. 
Kız Kulesi açıklarına geldiklerinde Bandırma durdurulur. 
İtilaf devletleri subayları güverteye çıkarlar. Mustafa Kemal kaptana sorar: 
* - Bu adamlar neden gelmişler? 
* - Silah, cephane arıyorlarmış efendim. 
Mustafa Kemal arkadaşlarına dönerek: 
* - Bu sersem adamlar işte böyle. Yalnız demire çeliğe ve silah gücüne dayanırlar. Bağımsızlık ve özgürlük uğrunda savaşa kararlı olan bir ulusun kudret ve gücünü anlamaktan acizdirler.Biz silah cephane değil, ülkü, inanç dolu kafa götürüyoruz” der. 
Talih bir taraftan Yunanlıları İzmir’e çıkarırken öbür taraftan onlara karşı koyacak Mustafa Kemal’i Samsun’a getirmişti.
Bu dramda Yunanlıları İzmir’e gönderen L.George ve Mustafa Kemal’i Samsun’a gönderen Vahdettin adında iki kukla talihin aleti olmuştu. 
Neden Mustafa Kemal ve arkadaşları diyoruz? 
Çünkü gerçekten “arkadaş”tılar. 
Zor şartların yaratığı çelik iradeli soylu ruhlardılar. 
Er meydanının kahramanlarıydılar. 
O kadar kader birliği yapmışlardı ki ölüm tarihleri bile birbirlerine yakın. 
Onlar, biz özgür yaşayalım diye Samsun’a çıkmışlardı. Kurdukları bu güzel ülkede kendilerine küfredildiğini duysalar, Kurdukları fabrikaların satıldığını bilseler, 
Yalnız ATATÜRK adını taşıdığı için yıkılan milli servetleri görseler. 
Yeniden Samsun’ a çıkarlardı diyorum. Rahat uyuyun 19 Mayıs güneşleri, sizin yeriniz biz çıkacağız Samsun’a. 
Çok yakında…