Leman CAN
Hasan Dağı Arpalıktır  13.06.2022   (80) Okunma

HASAN DAĞI ARPALIKTIR…

Çıraklık dönemlerinde önce ufak ufak başladılar.

Küçük ihalelerden yüzdeler.

Belediyelerde yaptıkları hayali ihaleler.

İmar artırımından rantlar.

Büyük markaların yurt içi temsilcilikleri.

Devede kulak gibi geliyor pek farkedilmiyordu.

Kalfalık döneminde işleri bir tık daha büyüttüler.

Kişiye özel ithalat izinleri.

Hazine arazilerinin imara açılması,

Kupon arazilerin peşkeş çekilmesi

Cumhuriyet kazanımlarının özelleştirme maskesiyle yandaşlara satılması.

Yatak odalarında para sayma makineleri

Bu dönemde de vatandaşın cebine pek zararlı görünmedi.

Ustalık döneminde ustalaştılar.

Ayakkabı kutularında, çikolata paketlerindeki euro ve dolarlar.

Milyon dolarlık saatler,

Gemicik filoları kurulması.

Uluslararası kaçakçılarla işbirliği,

Sermayelere el koymalar.

Vergi cennetlerine aktarılan paralar..

İhale kanununda yapılan değişikliklerle beşli çete oluşturulması.

Gerçek maliyetinin 3-4-5 katına büyük projeler yapılması ve döviz üzerinden gelir garantisi verilmesi.

Ve daha sayamadıklarım…

Hasan dağı arpalıktır,

Eğer saban yürürse...

Her derede bir değirmen,

Eğer suyu gelirse...

Her kümeste bir tavuk,

Eğer köylü verirse...

Güzel gidiş bu gidiş,

Eğer sonu gelirse!

Okumayı sevmeyen diplomasızlar bu dizeleri de okumamışlardı ki seçimlerde büyükşehir belediyelerini kaybettiler.

Başta İstanbul’u.

İstanbul aşkları, İstanbul sevdalarıydı.

Seçimde Hile-i şeriye yapmak istediler ama vatandaş iki seçimde de “anca gidersin” dedi.

Takke düştü kel göründü.

Belediyeler tarafından finanse edilen saltanat, debdebe, hırsızlık, talan ve yağma birer birer ortaya çıkınca anladık ki aşk ve sevda tamamen “duygusal”mış.

Milletin parasını nasıl yediklerini gördük.

Ama bir kısmını,

Yani yalnızca kaybettikleri belediyelerin finanse ettiği kısmını.

Yalnızca bu kadarı bile demokratik bir ülkede deprem yaratıp o iktidarı siyaset sahnesinden siler.

Bizde ise:

“Çalıyorlar ama çalışıyorlar”

“Yemeyeceklerse neden iktidar oldular?”

“İktidara gelsem ben de aynısını yaparım”

“Çalıyorlar ama alınları secdeye değiyor” gibi akıl almaz bakış açıları ile alkışlanıyor.

Daha doğrusu alkışlanıyordu.

Artık kendi tabanı bile uyandı..

Her gün gelen zamlara,

Hırsızlığa, yalana ve talana,

Din tacirliğine,

İşsizliğe, açlığa ve yoksulluğa dayanamaz oldu.

Bu defa Tanrı’ya havale etmeyecekler…

“Gidişin olsun dönüşün olmasın” nidalarıyla cezayı halk kesecek…

Pek yakında…